Çalışma Kavramı Ve İşgücü Piyasasının Küreselleşmesi

Çalışma Kavramı
Çalışmanın yalnızca bir zorunluluk ya da özgürlük olmayışı, bir hak olduğu düşüncesi sosyal hakların gelişimiyle hayata geçen bir düşüncedir. Çalışma hakkı, bir çok sosyo-eko hakkın bağlandığı bir temel hak olarak konumundadır. Bu nedenle sosyal devlet anlayışı ve uygulamaları “ücretli çalışma eksenine” oturur. Çalışma hakkını kabul eden devlet, iş gücünün eğitiminden iş bulmaya, çalışma koşullarının iyileştirilmesinden işsizlik, sosyal güvenlik politikalarından bir çok uygulamayı hayata geçirmek durumundadır.

Çalışma hakları;

-          Çalışma öncesi, çalışma yaşamı ve çalışma sonrasın olarak 3 aşamayı içerir.
Örneğin;

-          Yeterli istihdam olanaklarının yaratılması

-          İşgücüne eğitim ve nitelik kazandırılması

-          İş arayanlar ile işgücü arayanları buluşturulması

-          İş yaşamında iş güvencesi ve koruyucu şartların sağlanması

-          İş yaşamında belirli bir gelir güvencesi sağlanması

-          Ücretlilere örgütlenme hakkının kazandırılması

-          İşsizlik karşısında koruma

-          İşgücünü sosyal risklere karşı koruma
Çalışma Hakkı
Bir çok sosyo-ekonomik haklar içinde temel bir hak niteliği taşıyan devletin sosyal hakları uygulamasıyla sosyal devlet aşamasında hayata geçirilen, kişilerin serbest istihdamına dayalı, çalışma özgürliğini de içine alan bir sosyal haktır.
Çalışma Ozgürlüğü
Kişinin emeğini özgürce kullanarak, istediği işverenle işini rahat ve özgürce yapabilmesi demektir.
Çalışmanın anlamı ve günümüzdeki değişiklikler
Çalışma olgusu, her toplumda var olan ancak günümüze kadar anlamında farklılaşmalar olan bir kavramdır. Çalışma en genel anlamıyla insanın yaşamını sürdürebilmek için ortaya koyduğu üretken etkinliktir.

  • Geleneksel toplumlarda, feodal ve lonca yapısında çalışma yalnız belli bir sınıfa yönelik eylem olarak görülmekte, çalışma toplumsal alanda değersiz görülen bir olgudur. Çalışma kural ve ilişkileri biçimlendirilemezken, hür irade yani emeğin özgür kullanımı yerine bağımlı emek ilişkisi vardı.
  • Endüstrileşme ile birlikte, üretim biçimi mantığı ve yeri değiştiğinden, çalışma anlamı ve ilişkilerde farklılık göstermektedir. Küçük atölyelerden fabrikalara geçişte, işgücünün niteliği mavi ve beyaz yakalı olarak değişti ve emek çalışma hakkını istediği işverenle kurmakta, işgücü piyasasında kullanır hale gelmiştir.
  • Endüstri sonrası bilgi veya iletişim toplumu aşamasında üretim biçimlerinde sektörel yapı içinde istihdam yapısı ve çalışma ortamında ve ilişkilerinde temek değişiklikler karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, çalışma ekonomik bir eylem olmaktan çıkıp, çalışana sosyal anlamda bir saygınlık ve statü elde etme aracı olarak görülmektedir.
  • Günümüzde,  yeni teknolojilerle emeğe daha az ihtiyaç duyulmakta, post-fordizm denilen standart ve yığın üretim yerine, tüketici eğilimlerine dayalı esnek üretim ve uzmanlaşma getiren bir üretim biçimi yeğlenmekte, az sayıda fakat farklı statülerdeki işgücü kullanılmaktadır.
  • Küreselleşme süreci içinde üretim zincirleri yaratılmakta, sermaye ve emek açısından küresel bir piyasa oluşturulmaktadır. Örneğin, daha düşük sayıda işgücü ile üretim yapmayı mümkün kılan üretim teknolojileri, artık her üretim artışında yeterli istihdam artışı sağlamamakta, büyüme ve istihdam arasındaki ilişki kırılmaktadır.

İşgücü Piyasasının Küreselleşmesi ve Değişen İstihdam Yapısı
Değişen teknolojilerle birlikte istihdam yapısınnda çalışanların niteliği de değişime uğramıştır.

-          Endüstri sektöründeki istihdam alanı daralırken, günümüzde hizmetler sektöründeki ( eğitim, sağlık, ulaşım,medya, bankacılık .. ) istihdam artmıştır. Mavi yakalı işçilerden beyaz yakalı işçilerin oranında artış olmaktaıdır.

-          Çalışma yaşamı cinsiyet açısından da epeyce değişikliğe uğramıştır. Kadın işgücü hizmetler sektöründe işgücü piyasasına daha fazla girmiştir.

-          Gelişmiş toplum yine ücretilerden oluşmasına karşın, ücretlilerin niteliği ve istihdam şekilleri değişmiştir. Çalışmayı sosyal anlamda bir statü ve saygınlık olarak gören eğitimli, yaşama biçimleri ve değerleri farklılaşmış işgücü; iş ilişkilerinde toplu yerine bireysel davranmayı tercih ederek dayanışmayı zayıflatmıştır.

-          Esnek ve atipik istihdam biçimlerinin artması hem örgütlenme hem de sınıf bilinci açısından sendikal örgütlenmelerde geriye gitmeye neden olmuştur. Oysa fabrikasyon üretiminde emeğin benzer koşulları paylaşarak ortak sorunlara sahip olması sendikalaşmayı olumlu etkilemiştir.

-          Sektörlerde daha nitelikli işgücüne ihtiyaç duyulmaktadır. İşletmeler, küresel rekabette yer almak için yüksek vasıflara sahip işgücü olan çekirdek işgücünü istihdam etmektedir. Çekirdek işgücü, yüksek eğitim düzeyine sahip, yüksek ücretli, çalışma koşulları iyi, iş güvencesi olan gruptan oluşur. Diğer yandan geçici taşeron firmalar ile çalıştırılan fason üretim yoluyla üretime katılan, güvencesiz ve düşük standartlarla çalıştırılan çevresel işgücü ortaya çıkmaktadır.

-          Gelişmiş ülkelerde standart dışı eğreti istihdam artmakta ve güvencesiz çalışma koşulları ortaya çıkmaktadır.

-          Gelişmekte olan ülkelerde ise yasaların ve sosyal güvenlik sistemlerinin geçerli olmadığı enformel sektör büyümektedir. GOÜlerde dünya piyasasında bir yer edinebilmek için tek avantajı ucuz emekten yararlanmak için enformel sektöre göz yummakta ve emek ucuzlamaktadır.

Sonuç; sektörel, niteliksel, mesleksel ve cinsiyet ayrımlarına dayalı olarak ve çalışma yaşamında ortaya çıkan bu karmaşık çalışma biçimleri içinde istihdam yapısı, işletmelerin esnek işgücü uygulamaları içinde daha da karmaşıklaşmaktadır.

Bugün sendikaların geçmişle çalışanlar arasında dayanışmayı sürdürmek için başarmaya çalıştıkları sınıf bilinci ve ücret dayanışması yerini bireysel tercihlere bırakarak uygulanamaz hale gelmiştir. Bugünün yükselen değeri esnekliktir. Çalışma hayatında esnek istihdam ve ücret zamanıdır. Kurallara uymak istisna, kuralsızlık asıl olmaktadır.

Çalışma Kavramı
Çalışmanın yalnızca bir zorunluluk ya da özgürlük olmayışı, bir hak olduğu düşüncesi sosyal hakların gelişimiyle hayata geçen bir düşüncedir. Çalışma hakkı, bir çok sosyo-eko hakkın bağlandığı bir temel hak olarak konumundadır. Bu nedenle sosyal devlet anlayışı ve uygulamaları “ücretli çalışma eksenine” oturur. Çalışma hakkını kabul eden devlet, iş gücünün eğitiminden iş bulmaya, çalışma koşullarının iyileştirilmesinden işsizlik, sosyal güvenlik politikalarından bir çok uygulamayı hayata geçirmek durumundadır.

Çalışma hakları;

-          Çalışma öncesi, çalışma yaşamı ve çalışma sonrasın olarak 3 aşamayı içerir.

Örneğin;

-          Yeterli istihdam olanaklarının yaratılması

-          İşgücüne eğitim ve nitelik kazandırılması

-          İş arayanlar ile işgücü arayanları buluşturulması

-          İş yaşamında iş güvencesi ve koruyucu şartların sağlanması

-          İş yaşamında belirli bir gelir güvencesi sağlanması

-          Ücretlilere örgütlenme hakkının kazandırılması

-          İşsizlik karşısında koruma

-          İşgücünü sosyal risklere karşı koruma
Çalışma Hakkı
Bir çok sosyo-ekonomik haklar içinde temel bir hak niteliği taşıyan devletin sosyal hakları uygulamasıyla sosyal devlet aşamasında hayata geçirilen, kişilerin serbest istihdamına dayalı, çalışma özgürliğini de içine alan bir sosyal haktır.
Çalışma Ozgürlüğü
Kişinin emeğini özgürce kullanarak, istediği işverenle işini rahat ve özgürce yapabilmesi demektir.
Çalışmanın anlamı ve günümüzdeki değişiklikler
Çalışma olgusu, her toplumda var olan ancak günümüze kadar anlamında farklılaşmalar olan bir kavramdır. Çalışma en genel anlamıyla insanın yaşamını sürdürebilmek için ortaya koyduğu üretken etkinliktir.

  • Geleneksel toplumlarda, feodal ve lonca yapısında çalışma yalnız belli bir sınıfa yönelik eylem olarak görülmekte, çalışma toplumsal alanda değersiz görülen bir olgudur. Çalışma kural ve ilişkileri biçimlendirilemezken, hür irade yani emeğin özgür kullanımı yerine bağımlı emek ilişkisi vardı.
  • Endüstrileşme ile birlikte, üretim biçimi mantığı ve yeri değiştiğinden, çalışma anlamı ve ilişkilerde farklılık göstermektedir. Küçük atölyelerden fabrikalara geçişte, işgücünün niteliği mavi ve beyaz yakalı olarak değişti ve emek çalışma hakkını istediği işverenle kurmakta, işgücü piyasasında kullanır hale gelmiştir.
  • Endüstri sonrası bilgi veya iletişim toplumu aşamasında üretim biçimlerinde sektörel yapı içinde istihdam yapısı ve çalışma ortamında ve ilişkilerinde temek değişiklikler karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, çalışma ekonomik bir eylem olmaktan çıkıp, çalışana sosyal anlamda bir saygınlık ve statü elde etme aracı olarak görülmektedir.
  • Günümüzde,  yeni teknolojilerle emeğe daha az ihtiyaç duyulmakta, post-fordizm denilen standart ve yığın üretim yerine, tüketici eğilimlerine dayalı esnek üretim ve uzmanlaşma getiren bir üretim biçimi yeğlenmekte, az sayıda fakat farklı statülerdeki işgücü kullanılmaktadır.
  • Küreselleşme süreci içinde üretim zincirleri yaratılmakta, sermaye ve emek açısından küresel bir piyasa oluşturulmaktadır. Örneğin, daha düşük sayıda işgücü ile üretim yapmayı mümkün kılan üretim teknolojileri, artık her üretim artışında yeterli istihdam artışı sağlamamakta, büyüme ve istihdam arasındaki ilişki kırılmaktadır.
    İşgücü Piyasasının Küreselleşmesi ve Değişen İstihdam Yapısı
    Değişen teknolojilerle birlikte istihdam yapısınnda çalışanların niteliği de değişime uğramıştır.

-          Endüstri sektöründeki istihdam alanı daralırken, günümüzde hizmetler sektöründeki ( eğitim, sağlık, ulaşım,medya, bankacılık .. ) istihdam artmıştır. Mavi yakalı işçilerden beyaz yakalı işçilerin oranında artış olmaktaıdır.

-          Çalışma yaşamı cinsiyet açısından da epeyce değişikliğe uğramıştır. Kadın işgücü hizmetler sektöründe işgücü piyasasına daha fazla girmiştir.

-          Gelişmiş toplum yine ücretilerden oluşmasına karşın, ücretlilerin niteliği ve istihdam şekilleri değişmiştir. Çalışmayı sosyal anlamda bir statü ve saygınlık olarak gören eğitimli, yaşama biçimleri ve değerleri farklılaşmış işgücü; iş ilişkilerinde toplu yerine bireysel davranmayı tercih ederek dayanışmayı zayıflatmıştır.

-          Esnek ve atipik istihdam biçimlerinin artması hem örgütlenme hem de sınıf bilinci açısından sendikal örgütlenmelerde geriye gitmeye neden olmuştur. Oysa fabrikasyon üretiminde emeğin benzer koşulları paylaşarak ortak sorunlara sahip olması sendikalaşmayı olumlu etkilemiştir.

-          Sektörlerde daha nitelikli işgücüne ihtiyaç duyulmaktadır. İşletmeler, küresel rekabette yer almak için yüksek vasıflara sahip işgücü olan çekirdek işgücünü istihdam etmektedir. Çekirdek işgücü, yüksek eğitim düzeyine sahip, yüksek ücretli, çalışma koşulları iyi, iş güvencesi olan gruptan oluşur. Diğer yandan geçici taşeron firmalar ile çalıştırılan fason üretim yoluyla üretime katılan, güvencesiz ve düşük standartlarla çalıştırılan çevresel işgücü ortaya çıkmaktadır.

-          Gelişmiş ülkelerde standart dışı eğreti istihdam artmakta ve güvencesiz çalışma koşulları ortaya çıkmaktadır.

-          Gelişmekte olan ülkelerde ise yasaların ve sosyal güvenlik sistemlerinin geçerli olmadığı enformel sektör büyümektedir. GOÜlerde dünya piyasasında bir yer edinebilmek için tek avantajı ucuz emekten yararlanmak için enformel sektöre göz yummakta ve emek ucuzlamaktadır.

Sonuç; sektörel, niteliksel, mesleksel ve cinsiyet ayrımlarına dayalı olarak ve çalışma yaşamında ortaya çıkan bu karmaşık çalışma biçimleri içinde istihdam yapısı, işletmelerin esnek işgücü uygulamaları içinde daha da karmaşıklaşmaktadır.

Bugün sendikaların geçmişle çalışanlar arasında dayanışmayı sürdürmek için başarmaya çalıştıkları sınıf bilinci ve ücret dayanışması yerini bireysel tercihlere bırakarak uygulanamaz hale gelmiştir. Bugünün yükselen değeri esnekliktir. Çalışma hayatında esnek istihdam ve ücret zamanıdır. Kurallara uymak istisna, kuralsızlık asıl olmaktadır.

This entry was posted in University Notes. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

* Copy this password:

* Type or paste password here: